Piyasa ile insan hayatı arasındaki bağ kopuyor.

AxonDeep · Data & Analitik ·

Piyasa ile insan hayatı arasındaki bağ kopuyor.

Barınmanın sığınaktan finansal varlığa dönüşen tarihini, Türkiye’de ücret-kira kopuşunu ve krizin neden sessiz bir toplumsal kırılmaya dönüştüğünü verilerle inceliyor.

Bir kira ilanına bakıp telefon ekranını kapatmak, artık küçük bir ekonomik vazgeçiş değil. Birçok insan için evlenmeyi ertelemek, çocuğunu başka bir semte göndermek, yaşlı anne-babasının yanına dönmek ya da hiç sevmediği bir işte biraz daha kalmak anlamına geliyor. Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki model bazlı ortalama kiralık konut bedeli 26.647 liraya ulaştı. Net asgari ücret 28.075 lira. İstanbul ortalamas

ı 40.287 lira; Ankara ve İzmir ortalamaları ise 30 bin liranın üzerinde. İstanbul’un Kadıköy, Sarıyer ve Bakırköy gibi ilçelerinde ortalama kiralar yaklaşık 74 bin liraya çıkıyor. Bu, bir aylık asgari ücretin yaklaşık 2,6 katı demek. [8] “Kiralar maaşların iki-üç katına çıktı” cümlesi Türkiye’nin her yeri için matematiksel olarak doğru değil. Fakat bazı büyükşehir ilçelerinde artık kelimesi kelimesine doğru. Ülke ort

alamasında görülen durum da daha az vahim sayılmaz: Yeni bir eve çıkmaya çalışan asgari ücretlinin ücretinin yaklaşık yüzde 95’i yalnızca kiraya gidiyor. Duvar yenmiyor. Kombi faturası kira sözleşmesine dahil değil. Çocuğun ayakkabısı da ev sahibinin sorumluluğunda sayılmıyor. Burada artık “konut fiyatları yükseldi” diye tarif edilemeyecek bir şey var. Piyasa ile insan hayatı arasındaki bağ kopuyor. Sığınaktan tapuya

: Evin iki ayrı hayatı İnsanın ilk barınağı yatırım aracı değildi. Yağmurdan, soğuktan, yırtıcı hayvandan ve yabancı topluluklardan korunmak için kullanılan bir sığınaktı. Hareketli avcı-toplayıcı topluluklarda bugünkü anlamıyla tapu, ipotek, kira getirisi ya da konut portföyü yoktu. Barınağın değeri, sahibine kazandırdığı paradan değil, içeridekini hayatta tutmasından geliyordu. Yaklaşık 12 bin yıl önce tarıma ve ye

rleşik yaşama geçişle birlikte bu ilişki değişmeye başladı. Ekin ekilen toprak, depolanan ürün ve kalıcı yapı savunulabilir, miras bırakılabilir ve başkasından esirgenebilir hâle geldi. Akademik çalışmalar, tarım ile özel mülkiyet kurumlarının birbirinden bağımsız iki gelişme olmadığını; büyük ölçüde birlikte evrildiğini gösteriyor. [1] Toprak yalnızca yaşanılan yer olmaktan çıktı. Üretimin, gücün ve siyasal otoriten

in zemini oldu.

AxonDeep — yazının tamamını okumak için tıklayın