QT45: Yaşamın İlk Kıvılcımı Sandığımızdan Daha Küçük Olabilir

AxonDeep · Data & Analitik ·

QT45: Yaşamın İlk Kıvılcımı Sandığımızdan Daha Küçük Olabilir

QT45 adlı 45 nükleotidlik küçük RNA ribozimi, yaşamın kökenine dair büyük soruyu çözmüyor; ama sorunun ağırlık merkezini sessizce değiştiriyor.

Bir molekülün küçük olması, bazen haber değerini azaltmaz; tam tersine artırır. Çünkü doğada bazı eşikler vardır. Bir şeyin mümkün olup olmadığı, çoğu zaman onun ne kadar karmaşık olmak zorunda olduğuna bağlıdır. Fazla büyükse rastlantıyla ortaya çıkması zorlaşır. Fazla karmaşıksa ilk adımı açıklamak güçleşir. QT45’in bilim dünyasında dikkat çekmesinin nedeni biraz burada yatıyor: Büyük bir iddiayı, çok küçük bir par

çayla yeniden düşündürüyor. QT45, yalnızca 45 nükleotidden oluşan küçük bir RNA molekülü. Nükleotid dediğimiz şey, RNA’nın harfleri gibi düşünülebilir. Nasıl kelimeler harflerden oluşuyorsa, RNA zincirleri de nükleotidlerden oluşur. QT45’in farkı, sıradan bir RNA parçası olmaması. Bir ribozim. Ribozim, kabaca, enzim gibi davranabilen RNA demektir. Enzimler normalde proteinlerden oluşur ve hücrede kimyasal işleri hızl

andırır. Ribozimler ise aynı türden bazı işleri RNA olarak yapabilir. İşte burada mesele ilginçleşiyor. Çünkü RNA hem bilgi taşıyabilir hem de bazı kimyasal tepkimeleri yürütebilir. Yani tek bir molekül sınıfı, hem “tarif defteri” hem de “mutfaktaki usta” gibi davranabilir. Yaşamın kökeni tartışmasında RNA’yı bu kadar çekici yapan şey de budur. RNA Dünyası: Eski Bir Fikrin Yeni Bir Taşı Yaşamın nasıl başladığı sorusu

, bilimin en eski ve en inatçı sorularından biri. Bugünkü canlılara baktığımızda sahne çok kalabalık görünür: DNA bilgiyi saklar, RNA bu bilgiyi taşır ve işler, proteinler de hücrenin büyük bölümünü çalıştırır. Fakat ilk yaşam benzeri sistemlerde bu kadar karmaşık bir iş bölümü nasıl kurulmuş olabilir? Bir fabrikayı düşünelim. Bugünkü hücre, binlerce çalışanı, otomasyon sistemi, kalite kontrol masası, enerji yönetimi

ve depo düzeni olan dev bir tesise benzer. Ama ilk fabrika böyle başlamamış olmalı. Bir yerlerde daha küçük, daha kaba, daha hataya açık ama çalışabilir bir düzen kurulmuş olmalı. RNA Dünyası Hipotezi burada devreye girer. Bu hipoteze göre, yaşamın erken dönemlerinde RNA benzeri moleküller hem genetik bilgiyi taşıyor hem de kendi çoğalmaları için gereken bazı kimyasal işleri yapıyordu. Daha sonra DNA daha kararlı bi

r bilgi deposu, proteinler de daha güçlü iş makineleri olarak sahneye çıktı. Kulağa güzel geliyor.

AxonDeep — yazının tamamını okumak için tıklayın