Türk Siyasetinde Keskin Dönüşlerin Sosyolojisi

AxonDeep · İnsan ve Psikoloji ·

Türk Siyasetinde Keskin Dönüşlerin Sosyolojisi

Dün meydanlarda birbirine en ağır ithamları yöneltenlerin bugün nasıl omuz omuza durduğunu, ideolojik esnekliğin ve seçmen hafızasının ardındaki siyasal rasyonaliteyi inceliyoruz.

Dün meydanlarda birbirine en ağır ithamları yönelten aktörlerin, bugün aynı kürsüde el ele poz vermesi, dışarıdan bakan sıradan bir gözlemci için siyasi bir anomali veya ahlaki bir çöküş gibi görünebilir. Oysa Türkiye siyasetinde bu, bir anomali değil; oyunun ta kendisidir. Sözlerin uçuculuğu, ittifakların kırılganlığı ve ideolojilerin birer araçtan ibaret olması, siyasi tarihimizin en istikrarlı desenini oluşturur.

Bir siyasetçinin sabah savunduğu tezi akşam reddetmesi veya yıllarca karşısında durduğu bir yapının aniden en ateşli savunucusuna dönüşmesi, sadece kişisel bir hırsla açıklanamayacak kadar derin sosyolojik köklere sahiptir. Bu keskin manevraları anlamak için yüzeysel ahlakçı eleştirileri bir kenara bırakıp, siyasetin mekaniğine daha soğukkanlı yaklaşmak gerekir. Neden bazı toplumlarda bir politikacının tek bir yalanı

veya çelişkisi kariyerini bitirirken, Türkiye'de birbirine tamamen zıt iki ideolojik kamp arasında köprü kurmak "siyasi deha" olarak alkışlanmaktadır? Floransalı Düşünürün Türk Siyasetindeki Yansımaları Niccolò Machiavelli, 16. yüzyılda kaleme aldığı Prens adlı eserinde, liderin başarısını belirleyen iki temel kavramdan bahseder: Virtù (beceri, yetenek, erdem) ve Fortuna (talih, değişen koşullar). Modern siyaset fel

sefesinin temellerini atan Machiavelli için liderin erdemi, değişmez ahlaki yasalara sıkı sıkıya bağlı kalmak değil; aksine, esen rüzgarın yönüne göre geminin yelkenlerini en hızlı ve en doğru şekilde ayarlayabilmektir. Türk siyasi aktörleri, Machiavelli’nin tasvir ettiği "aslanın gücü" ile "tilkinin kurnazlığı" arasındaki geçişleri refleks haline getirmişlerdir. Küresel konjonktürün hızla değiştiği, ekonomik şokları

n sık yaşandığı ve jeopolitik fay hatlarının sürekli hareket ettiği bir coğrafyada, ideolojik katılık siyasetçi için bir lüks, hatta bir intihar yöntemidir. Dünün "kırmızı çizgileri", bugünün siyasal bekası için silikleşmek zorundadır. Siyasetçi, ayakta kalabilmek adına ittifaklarını, söylemlerini ve hatta tarihsel kimliğini yeniden formatlar. Ancak burada asıl incelenmesi gereken, siyasetçinin bu pragmatizmi değil,

kitlelerin bu radikal dönüşümlere verdiği tepkidir.

AxonDeep — yazının tamamını okumak için tıklayın